Pazartesi, Mayıs 28, 2007

Yeni Blog

http://depresifgunluk.com/
Sonunda kendi adresinde...

Cuma, Mayıs 19, 2006

Patlama ve Kurşunların Ardından

Gündem çok yoğun ve moral bozucu durumda. Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar ve Danıştay'da sıkılan kurşunlardan sonra Cumhuriyet'e sahip çıkan kesimin genişlemesi gözleniyor bir tarafta. Diğer tarafta ise olayların bir medya kuruluşunun kışkırtması sonucu çıktığı iddia edilirken, bu kuruluşa yakın taraflardan da iddia sahiplerine karşı iddalar gündemi boş bırakmıyor. Saldırgan hakkında daha detaylı bilgilere de ulaşılmış durumda ve Cumhuriyet gazetesine yapılan bombalama olaylarında da şüphelinin bağlantıları olduğu saptanmış. Danıştay üyelerince bir tepki olarak ziyareti esnasında karşılanmayan Tayyip Erdoğan ise, cenaze törenine katılmayıp Antalya'da altın satışını artırma kampanyası başlatma, kavşak açma gibi "milli" önemi olan eylemlere katılmayı (belli ki bir karşı tepki olarak) tercih etti. Bu arada CHP "Antalya" milletvekili Hüseyin Emekçioğlu da kalp krizi geçirdi. Bülent Ecevit ise beyin kanaması geçirerek ameliyata alındı. Başörtülü bir kadın avukat (adliyeye nasıl girdiği bende kuşku uyandırmış olsa da) 60 yaşlarında bir kadının saldırısına uğradığını iddia etti. Hala gündeme düşmeye devam eden bunun gibi haberler var.
Türkiye uzun zamandır yaşadığı Ilımlı İslam-Laik Cumhuriyet sürtüşmesinde büyük kırılmalarından birini yaşıyor. Herkesin adımlarına dikkat edip kırılmayı az hasarla atlatmak için uğraşması gereken bir ortamda, hemen herkes sarsılan zemine sert adımlarla basmaya devam ediyor. Bu sürtüşme bir müddet daha devam ederse asıl büyük kırılma gelebilir ve ülkede büyük bir kriz ortamı doğabilir. Oysa bugün 19 Mayıs, ama bize, gençliğe bayram olan bu gün hiç de bayram havasında geçemeyecek. Büyük kitleler halinde kutlanan böyle günlerde yapılabilecek bir başka saldırı ise kutuplaşmaların dozunu artırdığı bir atmosferde dikkat edilmesi gereken bir konu bence.
Cumhuriyet gazetesine ve Danıştay'a yapılan saldırılara lanet ediyorum. Bu saldırılardan hükümetin etkilendiği söyleniyor, doğrudur. Hükümete karşı olan duygular dozajını artırmıştır. Ama bu saldırılar sonucunda ülkede yaşayan tüm halk etkilenmiş, gittikçe azalan güvenlik duygusu yok olma aşamasına gelmiş ve her yönden gelebilecek provokasyonlara açık duruma gelmiştir ve üzerinde durulması gereken en önemli problem de budur. Ortamı germeye devam etmekte inat etmek, siyasi reflekslerle hareket etmek, demeçler vermek şu anda ihtiyacımız olan şey değildir. Karşılıklı atışmalar, gereksiz suçlama ve savunmalar üzerimizdeki stresi artırmaktan başka işe yaramıyor.
Bu krizi en kısa sürede aşmak dileğiyle Danıştay ve Cumhuriyet gazetesi özelinde tüm Türk halkına geçmiş olsun diyor ve öncelikle şehidimiz Mustafa Yücel Özbilgin'in ailesine daha sonra ise yine Türkiye'ye baş sağlığı dileklerimi iletiyorum. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını ise buruk bir sevinç ile kutluyor Atamızı saygı ve özlemle anıyorum.

Salı, Mayıs 09, 2006

UFO yoksa taşlanan neydi?

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından büyük bir gizlilikle yazılan UFO Raporu, uzaylılara ait herhangi bir somut kanıt olup olmadığını sorguluyor. ‘Unidentified Aerial Phenomena in the UK’ (Gökyüzünde Bilinmeyen Oluşumlar) adlı raporun yazarının kimliği açıklanmadı. Rapor, kamuya yönelik hazırlanmamış olmasına karşın, 6 yıl gizli tutulduktan sonra, İngiltere’deki Bilgi Edinme Hakkı Yasası uyarınca açıklandı.

Bakınız Bilgi Edinme Hakkı Yasasını İngiltere ne kadar hayati konular için kullanıyor. Açıklamalara göre “Uzaylıların varlığına, onların kötü niyetli etkinliklerine dair bir kanıt bulunmamaktadır... Gökyüzünde süzülen ve uçaklara zarar verecek cinsten nesnelerin varlığına dair kanıt bulunmamıştır” Peki Sevgili Eşmeli köylülerimiz kimi taşladı sayın ingiltere savunma bakanlığı yetkilileri? Yüz bin sterlin harcamış -her nasıl yaptıysanız- araştırmışsınız ama ben köylüme inanırım... O kadar...

Pazar, Mayıs 07, 2006

Ortaya Karışık

Yaklaşık iki haftadır yazamadım ve bir baktım ki ne kadar çok konu var bizi meşgul eden.

Mesela türban tartışmamıza Amerika’dan transfer olan bir kadın profesör, başını bir açıp bir kapatıp kısa sürelerle tartışmadaki her iki tarafın da nabzına göre şerbet verdi ve gitti. Herkes kendine göre bir pay biçerken belki de uçakta kahkahalarla gülüyordu; kim bilir…

Sonra, Selanik’ten bir defterin sayfasının yırtılma sesi düştü gündeme… Diğer her mevkiden umudu kesmiş bir vatandaş, şikâyetlerini Ata’ya yazmış ama şikâyetler Erdoğan’ın damarına bastığı için, Erdoğan odayı boşaltıp deftere modifikasyon yapmış, falan filan…

Meclisimizin başkanı da laik bir ülkede diyanet işleri başkanlığı olmaz demiş ama diyanet işleri başkanı bu söze kazan kaldırmış… Gene aynı meclis başkanı bu sefer de Cumhurbaşkanı olma hevesini ifade etmiş…

Tabi bunlardan başka bir de sakız çiğneyerek hakaret edenler, “18 yaşına kadar herkes bedava sağlık hizmeti alacak” söylemi dışında pek bir şey anlaşılmayan Sosyal Güvenlik “reformu(!)”, kimse sahiplenmediği için ortada kalan bir 6. madde kavgası, küsüşen parti liderleri, havlu askısı olarak kullanılan öğrenciler için yapılan “eğitim reformu(!)”, Avrupalı Arapların(!) tatili Türkiye’de yapmaya devam edeceğinin Turizm Bakanı tarafından –büyük ihtimalle şekerleme sırasında bir sayıklama olarak- açıklanmasıyla yaşanan milli sevinç, Ombudsman’ın türbana çizdiği rota… Off yaz yaz bitmeyecek gibi… Şimdi linkleri de atamayacağım, çok fazlalar... Tıklayın bir gazetenin arşivini okuyuverin işte…


Salı, Nisan 25, 2006

İzninizle...

Bir zamandır yazamıyorum... Bir zaman daha yazamayacağım... Yoğun olacağım ve bir kaç imkansızlık içinde bulunacağım bir zaman... Olabilecek en kısa zamanda görüşmek üzere... Bu zamanda sağda gördüğünüz linklerdeki siteleri ziyaret edebilirsiniz :-D